MPlayer

MPlayer çokluortam biçimlerine herhangi bir diğer medya oynatıcıdan daha fazla destek veren özgür bir ortam oynatıcısıdır. Desteklediği biçimlerin tamamlanmamış bir listesi aşağıdadır:

  • Fiziksel ortam: CDler, DVDler, Görüntü CDleri
  • İçerik Biçimleri: 3gp, AVI, ASF, Matroska, MOV, MP4, NUT, Ogg, RealMedia
  • Görüntü Çözücüler: 3ivx, Cinepak, DivX, DV, H.263, H.264, HuffYUV, Indeo, MJPEG, MPEG-1, MPEG-2, MPEG-4, RealVideo, Sorenson, Theora, WMV, XviD
  • Ses Çözücüler: AAC, AC3, ALAC, AMR, FLAC, MP3, RealAudio, Shorten, Speex, Vorbis, WMA

MPlayer ayrıca görüntü göstermek için çeşitli çıktı sürücülerini destekler:
X11, DirectX, Quartz Compositor, VESA, SDL ve hayali olarak da ASCII sanatı,Blinkenlights.

MPlayer internetteki tüm genel aktarım biçimlerini oynatabilir ve dosyaya kaydedebilir.

Program Linux, Unix-benzeri, Windows ve Mac OS dahil olmak üzere birçok
işletim sisteminde çalışabilir.

MPlayer GNU Genel Kamu Lisansının 2. sürümü altında dağıtılır.
Önceden “MPlayer - Linux İçin Film Oynatıcı” ile adlandırılıyordu, ancak artık daha fazla işletim sistemi desteklediği için “MPlayer - Film Oynatıcı” olarak kısaltıldı.

MPlayer öncelikli olarak bir komut satırı uygulamasıdır fakat isteğe bağlı olarak X Pencere Sistemi altında çalışan grafiksel arayüz (GMPlayer) de kullanılabilir. Ayrıca farklı alternatif grafiksel arabirimleri de mevcuttur.

Çoğunlukla görüntü ve ses çözücüleri, yerel olarak, FFmpeg projesinin libavcodec kütüphanesi ile destekleniyor. Açık kaynak çözücülerinin yeterli olamadığı durumlarda ise, MPlayer çalıştırabilir dosyalara başvurur. Hatta Windows DLL dosyalarını WINE projesinin DLL yükleyicisi yardımıyla doğrudan kullanabilir.

CSS şifre çözücü yazılımı, Windows çözücüsü kullanımı, yazılım patentleri tarafından kordunan çözücülerin bulundurulması, GPL’e uyumsuz OpenDivX içermesi nedenleriyle bazı sorunlar yaşadı. Bu nedenle, Debian dağıtımına yeni girebildi.

Geliştirilmeye 2000 yılında başladı. Bir süre sonra programcı Árpád Gereöffy’e birçok kişi katıldı. Başlangıçta, birçok geliştirici Macaristandan idi, ama bugünlerde geliştirciler dünya her yerinden. Árpád Gereöffy MPlayer’ın ikinci nesil sürümünü yapmaya başladığı için Alex Beregszászi 2003 yılından beri MPlayer’ın başında. Maalesef MPlayer G2 birkaç sebebten dolayı durakladı.

Yardımcı bir program, film kodlayıcı MEncoder, yukarıda yazılı biçimlerden bir görüntü ve bir ses dosyası alarak bunları farklı biçimlere kodlayabilir, isteğe bağlı olarak çeşitli dönüşümler gerçekleştirebilir.

İmparatorluklar Çağı

Age of Empires (Türkçe: İmparatorluklar Çağı), 1997 yılında Ensemble Studios ile Microsoft tarafından piyasaya sürülen gerçek-zamanlı strateji oyunudur. Tarihi gerçeklerden kaynak aldığı senaryosu ile dikkat çeken oyunda, Taş Devri döneminden Demir Çağı’na dek süren bir zaman ele alınıyor. Motoru Genie ile de dikkat çeken oyun, 2B bir grafik dokusu kullanmasına rağmen o dönem için görülmemiş grafikleriyle de öne çıktı.

Popüler bir serinin ilk oyunu olan Age of Empires, sonradan Age of Empires 2: Age of Kings, Age of Mythology ve Age of Empires III gibi oyunların da atası oldu.

Genel Bakış

Oyunun asıl amacı, teknolojik olarak Taş Devrinden, Demir Çağı’na kadar ilerlemek, ve askeri bir güç oluşturup düşmanları yenmek. Kaynak toplamanın büyük önem teşkil ettiği oyunda, kaynak toplamak için vatandaşları kullanıyor. Saldırı için binalarda belli kaynaklardan feragat ederek askerler yetiştirip, bir ordu toplayabiliyoruz.

Oynanış

Oyun farklı milletlerin oynanabildiği, değişik hedeflerin yapılmasının istendiği senaryolarla tek kişi olarak oynanabiliyor. Taş-Kağıt-Makas özünü kullanan oyundaki birimlerin çeşitliliği oyuncuyu değişik stratejiler kurmaya zorluyor. Multiplayer olarak internet üzerinden oynanmaya izin veren oyun, en fazla 8 kişilik haritalarda değişik modlara evsahipliği yapıyor. GameSpy’ın da desteklediği oyun, turnuvalar için de uzun süre kullanıldı. 12 Milletin bulunduğu oyunda bu milletler Choson, Shang, Yamato, Babylonians (Babil), Hittites (Hitit), Persians (İran), Assyrians (Suriye), Egyptians (Mısır), Sumerians (Sümerler), Greeks (Yunanistan), Minoans, Phoenicans.

Teknoloji

Oyunda teknoloji çok büyük bir önem taşıyor. Çağ atladıkça ihtiyaç duyulan teknolojilerin fiyatları arttığından dolayı ise, verimli topraklara yerleşmenin önemi artıyor. Duvarlar her ne kadar koruma sağlasa da, oyuncuyu içeri hapsettiğinden dolayı bu açıdan oynanışa büyük darbe vurabiliyor. Oyunda, rakibe göre strateji de geliştirmek zorunlu oluyor. Mesela A Oyuncusu eğer piyadelere ağırlık vermişse, B Oyuncusunun okçulara ağırlık vermesi yerinde olur. Buradan yola çıkarak B Oyuncusunun okçu teknolojisini geliştirmek için kaynak toplaması gerekir. Aynı zamanda, aynı kural kuşatmalarda da geçerli, eğer X Oyuncusu binaların dayanıklılığını arttırmaya yönelik teknolojiler geliştirmişse, ona rakip Y Oyuncusunun mancınık benzeri kuşatma silahlarının teknolojilerini geliştirmesi uygun olur.

Binalar

Oyundaki en önemli bina Town Center / Şehir Merkezi, çünkü o yıkılınca oyun kaybediliyor. Oyunda Kışla, Ahır, Okçu Kışlası gibi birçok askeri binanın yanında nüfus sınırını arttırması için evler de bulunmakta. Fakat oyundaki önemli bir diğer bina ise Wonder/Dünya Harikası. Oyunda bir Wonder dikmemizin ardından eğer oyuncular onu 15 dakika ayakta tutabilirse kazanabiliyorlar. Fakat Wonderlar inşa etmesi çok uzun süren binalar olduğundan bu kazanma yöntemi pek kullanılmaz.

Üniteler

Oyunda kara ve denizde ayrı ayrı üniteler bulunmakta. Teknoloji ilerledikçe ünitelerin görünüşleri ve özellikleri değiştiğinden, her çağ için farklı taktikler bulunmak zorunda kalınıyor. Kara savaşlarının çok fazla ağırlık taşıdığı bu oyunda üniteler Barracks / Kışlalarda yetiştirebiliyor. Kuşatma silahları da yaratılabiliniyor. Gerilen sıkı duvarları ve binaları yıkmak için bunlar kullanılıyor. Stable / Ahırlarda ise atlı üniteler yetişiyor. Archery / Okçuluk Kışlarlarında ise okçular yetiştirebiliniyor. Gemi üniteleri ise limandan yaratılıyor.

Kroket

Kroket, ilk kez 18. yüzyılda Fransa’da oynanan ve 1850’lerde İngiltere’de yaygınlaşan bir açık hava oyunudur.

Genel Bakış

İkişer kişilik iki takım ya da iki kişi arasında, dört tahta topa uzun saplı tokmaklarla vurularak oynanır. Mavi ve siyah toplar bir takımın, kırmızı ve sarı toplar rakip takımındır.

Oyun Alanı

32 metre uzunluğunda ve 26 metre genişliğinde olan çim kaplı kortta 6 küçük kale ve 1 kazık vardır. Bunun yarısı büyüklüğündeki kortlarda da oynanabilir.

Nasıl Oynanır?

Kortun iki ucundaki başlangıç çizgilerinden yapılan vuruşlarla toplar sırayla oyuna sokulur. Amaç topları belirli bir sırayla kalelerden geçirdikten sonra kazığa çarptırmaktır.
Sırası gelen oyuncu bir vuruş yapar. Eğer bu vuruşla topu bir kaleden geçirirse, bir vuruş hakkı kazanır. Vurulan topun başka bir topa çarptırılmasına roket denir.
Roket yapan oyuncu iki vuruş hakkı daha kazanır. Bu haklardan ilkinde topunu daha önce vurmuş olduğu topun yanına koyar ve her iki topu birden hareket ettirecek biçimde vuruşunu yapar. Usta bir oyuncu bu vuruşla her iki topuda istediği yönlere gönderebilir. Bir oyuncu topunu öbür toplara vurdurarak ve kalelerden arka arkaya geçirerek kazandığı vuruşlarla rakiplerine sıra vermeden birçok sayı kazanabileceği gibi, topu bütün kalelerden geçirmeyi de başarabilir.
Her iki topuda sırayla bütün kalelerden geçiren ve sonunda ortadaki kazığa çarptıran takım oyunu kazanır. Topu altı kaleden sırayla geçirdikten sonra kazığa atmadan önce bütün kalelerden bir de ters yönde geçirmek gereklidir.

Mustafa Sait Yazıcıoğlu

Mustafa Sait Yazıcıoğlu (d. 1949, Sürmene, Türkiye), Türk siyasetçi.

Prof. Dr. Mustafa Sait Yazıcıoğlu, 22 Şubat 1949 yılında Trabzon’un Sürmene ilçesinde doğdu. Babasının memuriyeti sebebi ile ilkokul ve ortaokulu Milas’ta, liseyi 1967 yılında Aydın’da tamamladı.
1967 – 1971 yılları arasında Ankara Üniversitesi İlahiyat Fakültesi’nde lisans yaptı.

Bir yıla yakın bir süre Diyanet İşleri Başkanlığı merkez teşkilatında çalıştı.
1972 – 1977 yılları arasında Milli Eğitim Bakanlığı adına doktora öğrenimi yapmak üzere Fransa’ya gönderildi.
1975 yılında 4 aylık kısa dönem Yd.Subay olarak askerliğini tamamladı.
1977 yılında Dr. Asistan olarak Ankara Üniveristesi İlahiyat Fakültesine girdi.
1983 yılında “Matüridi ve Nesefi’ye göre insan hürriyeti kavramı” konulu teziyle Doçent oldu.
1988 yılında Profesör oldu.
17 Haziran 1987 - 3 Ocak 1992 yılları arasında 14. Diyanet İşleri Başkanı olarak görev yaptı.
14 Şubat 1993 yılında Cumhurbaşkanlığı kontenjanından Yükseköğretim Kurulu Üyeliğine atandı.
21 Temmuz 1994 tarihinde Ankara Üniversitesi İlâhiyat Fakültesi Dekanlığı’na atandı.
10 Mayıs 1996 tarihinde UNESCO Türkiye Milli Komisyonu Yönetim Kurulu Üyeliğine seçildi.
3 Kasım 2002 seçimleri ile AKP Ankara Milletvekili olarak TBMM’ye girdi.
5-10 Mart 2004 tarihinde İslam Konferansı Örgütü Parlamento Birliği (İKÖPAB) Türk Grubu Başkanlığı yaptı.
22 Temmuz 2007 seçimleri ile meclisteki görevine devam etti.
29 Ağustos 2007 yılında 60. hükümette “Devlet Bakanı” olarak görev aldı.
Evli ve iki çocuk babasıdır. Eski Valilerden Recep Yazıcıoğlu’nun kardeşidir.
“Matüridi ve Nesefi’ye Göre İnsan Hürriyeti Kavramı” isminde meb yayınlarından çıkan bir kitabı vardır.

Mustafa Sandal

Mustafa Sandal (11 Ocak 1970, İstanbul), “Musti” olarak da bilinen, bestekar, söz yazarı ve Türk pop müziği sanatçısı. 1990′lı yılların ortasında Türkiye’de yakaladığı başarıyı 2000′li yıllarda Avrupa’ya da taşımıştır.

Eğitim hayatı

Tülin İleri ve Yusuf Sandal’ın oğlu olan Mustafa, ilköğrenimini Tarabya’daki ‘Özel Dost İlkokulu’nda tamamladı. Daha sonra orta ve lise öğrenimi için İsviçre’nin Cenevre kentinde bulunan ‘College Du Leman’a gitti. 8 yıllık tahsil süresinden sonra yüksek öğrenim için ABD’nin New Hampshire eyaletindeki New Hampshire Üniversitesi’nde okumaya başladı. 1996′da Londra’ya yerleşen sanatçı Amerika’da yarım bıraktığı işletme eğitimine American College of London’da devam etti.

Albüm çalışmaları ve konserler nedeniyle Londra-İstanbul hattında mekik dokurken, 1999 yılında çıkan bedelli askerlik uygulamasından yararlanarak askerlik görevini yerine getirdi ve üniversitesindeki son döneminin kaydını dondurdu.

Sporcu ve çevreci yönüyle de bilinen Mustafa Sandal, ayrıca iyi düzeyde İngilizce, İtalyanca ve Fransızca bilmektedir.

1989-1993: Bestecilik ve söz yazarlığı kimliği

1989 yılında müzik tutkusu yüzünden Amerika’daki 2,5 yıllık üniversite tahsilini yarıda bırakarak Türkiye’ye döndü. Yurt dışında çeşitli ülkelerde geçirdiği uzun yıllar müziğine de yansıdı. Profesyonel müzik yaşamına İstanbul Gelişim Stüdyosu’nda başladı.

Burada belki de asıl müzikal kimliği olan bestecilik ve söz yazarlığı yönünü ortaya çıkardı. Ajda Pekkan, Sezen Aksu, Zerrin Özer, Muazzez Abacı, Ayşegül Aldinç, Yonca Evcimik, Ozan Orhon, Burak Kut, Deniz Arcak, Emel Müftüoğlu, Reyhan Karaca, İzel, Sibel Alaş, Asya, Hakan Peker, Sertab Erener, Ferda Anıl Yarkın ve Mert Ekren gibi birçok sanatçıya besteler verdi. Bülent Tezcan ile birlikte oluşturduğu “Vazgeçme” isimli ilk şarkısını 1992 yılında Ajda Pekkan yorumladı. Kendi albümünü çıkarmak için daha fazla tecrübe kazanmayı istedi ve bu bağlamda özel bir radyo olan Power FM’de bir süre DJ’lik yaptı.

1994-1998: Şarkıcılık ve yapımcılık kimliği

1994 yılında ilk albümü “Suç Bende”yi çıkardı. Albüm piyasaya verildikten 3 ay sonra başlayan Türkiye Turnesi’nde bir seneden kısa bir süre içerisinde yurt içinde 140, yurt dışında ise 30 konser vererek 100 binlerce hayranıyla buluştu. İlk albümünün başarısından sonra evine bir stüdyo kuran sanatçı, aranjör olarak da çalışmaya başladı.

1995 yılında Sibel Alaş’ın “Adam” adlı albümüne aranjör ve müzik direktörü olarak adını yazdırdı.

1996′da “Gölgede Aynı” adındaki bütünüyle kendi yapımı olan ikinci albümünü hazırladı. Bu sefer 140′tan fazla stadyum konseriyle eşine az rastlanır bir Türkiye turnesine çıktı. “Bir Anda” adlı şarkısına aksiyon tarzında çektiği klip, Türkiye’de farklı kliplerin de çekilebileceğine örnek oldu. Bunlarla birlikte albüm, 3,5 Milyon tirajına ulaştı. Mustafa Sandal’ın albüm tırajları Sabah Gazetesi - 1

1997 yılında, Londra’ya yerleşip üniversite eğitimine kaldığı yerden “American College Of London”da devam etti. Bu arada sanatçı dostlarına destek olmayı da ihmal etmedi. İzel’in “Emanet” adlı albümünün müzik direktörlüğünü üstlenmesi, Reyhan Karaca’ya söz ve besteler vererek albümüne vokal yapması, bu çalışmalarına örnek gösterilebilir.

1998 Eylül’ünde çıkardığı üçüncü albümü “Detay” ile beklentileri yine boşa çıkarmadı. Yurt içi ve yurt dışı olmak üzere pek çok ülkede toplam 120 konser veren sanatçı, bu albümde de iyi bir satış tirajını yakaladı.

1999-2005: Avrupa’ya açılma kararı ve sonuçları

1999 yılında Fransa’da “Sony Music”le yaptığı anlaşma ile, yurt dışında yayınlanmak üzere “Araba” adlı şarkısına yeni aranjmanıyla Marakeş Fas’ta klip çekti. “Araba” şarkısına gelen yoğun okuma istekleri doğrultusunda, şarkı Rusça, Arapça ve Yunanca’ya çevrilerek ünlü sanatçılar tarafından seslendirildi. Ancak yapımcısı Sony Music ile yaşadığı sorunlar nedeniyle ilk Avrupa defterini kapatmış oldu.

2000 Haziran’ında “Akışına Bırak” adlı dördüncü albümünü dinleyenlerine sundu. Bu albümde önceki albümlerinden farklı olarak müzik direktörlüğünü İskender Paydaş’la paylaşarak, daha çok besteci ve yorumcu kimliğini ortaya çıkarttı. Düzenlemelerini Volga Tamöz’ün yaptığı albümün “Tek Geçerim” ile “Hatırla Beni” adlı şarkıları hit oldu.

2001 İstanbul Metrosu için bir şarkı hazırladı üstelik şarkıya metroda bir de klip çekti. Cancana isimli şarkı metro ile bütünleşti. Avrupa ve Türkiye’de çıkaracağı albümler için girişimlere başlayan Musti dünyaca ünlü ses sanatçısı Eros Ramazotti ile birlikte Ali Sami Yen Stadı’nda 25 Bin kişi önünde düet yaparak Avrupa için daha güvenli bakmaya başlamıştır.

2002 yılının ilk aylarında, yeni stüdyosunu kurdu ve beşinci albümünün kayıtlarını burada gerçekleştirdi. Kendi yapım şirketi olan Yada Prodüksiyon bünyesinde kurduğu ve alt yapı çalışmaları 2 yıllık bir süreyi alan hayran kulübünü, internet sitesi üzerinden faaliyete geçirdi. Aynı yılın Haziran’ında çıkardığı “Kop” adlı albümü ile birlikte büyük bir imaj değişikliğine giderken, yılın en çok satan ikinci albümüne imzasını atmayı başardı. Akabinde ekibiyle dünya turnesine çıkarak, Paris Olympia’da iş ve sanat dünyasının da büyük ilgi gösterdiği bir konser verdi.

2003 yılında Türkiye’de “Maxi Sandal 2003″ isimli bir maksi single çıkardı. 1999 yılında kapattığı Avrupa defterini yeniden açarak bu kez Universal Music etiketiyle “Aya Benzer 2003 (Moonlight)” isimli bir single ve “Seven” isimli bir albümle Avrupalı müzikseverlerle buluştu. Çalışması Avrupa’da 2.5 ay boyunca en çok satan İlk 10 arasında yer alırken, bu başarısı yurt dışındaki basın yayın organlarınca birçok kez haber edildi. Öyleki, sanatçı Almanya’nın en etkin gazetelerinden “Bild”e kapak olmayı başaran ilk Türk olurken, en çok satış tirajına sahip “Der Spiegel” dergisi de sanatçıya tam 5 sayfa ayırdı. “Bunte” dergisi ise haberinde Türk Pop’u Almanya’yı fethetti başlığı kullanarak, müzikteki yeni eğilimin Türk Pop’a yöneldiğini ve bu tarzı en iyi temsil edenin ise Mustafa Sandal olduğu yorumunda bulundu.

2004 yılında LR KOZMETIK toplam 24 ülkede kendi adına üretilen “7″ adlı parfümü piyasaya sundu. Akabinde Türkiye’de “İste” isimli maksi single’ı piyasaya çıktı. Sanatçı yaz boyu “Volkswagen ile Müzik Aşkına” konserlerinde sevenleriyle buluştu.

2005′in Ocak ayında “İsyankar” isimli şarkısının single çalışmasını UNIVERSAL MUSIC etiketiyle yurt dışındaki sevenlerine sundu. “İsyankar” ile Türkiye’de gördüğü yoğun ilgiyi, Almanya, Avusturya Avusturya Albüm Satış Listesi ve İsviçre’de İsviçre Albüm Satış Listeside sürdürdü ve maksi single’ı en çok satanlar listelerinde üst sıralarda yer aldı. Ağustos’ta ise “Yamalı Tövbeler” isminde bir maksi single çıkardı.

2006 Önceki yıl yurt dışında piyasaya çıkardığı “İsyankar” adlı single çalışması ile Almanya’da 150 bin tirajı geçerek “Gold Record (Altın Plak)” ödülünü kazandı Musikmarkt Online - Altın Plak Haberi Almanca. Universal Music etiketiyle piyasaya sürülen İsyankar’ın İstanbul’da çekilen video-klibinde İstanbul Boğazı’nın tüm güzellikleri gözler önüne serilmiş ve klip MTV TRL Charts listesinde bir numara olmuştu Mustafa Sandal’ın MTV Almanya’daki 1′ncilik videosu. Mustafa Sandal, İsyankar single’ı ile Almanya resmi satış listelerinde en uzun süre kalan Türk sanatçısı unvanını elinde bulunduruyor.

2007 13 Haziran’ da Devamı Var adlı yeni albümünü çıkardı. Albümün çıkış şarkısı ‘İndir’ önce Muhabbet Kart reklamlarında tanıtıldı. Mustafa Sandal’a reklam filminde dedesi olan eski TRT sanatçılarından ritim ustası Hüseyin İleri eşlik etti.

Güncel

Ocak 2008′de Avrupa’ da çıkacak olan albümünün yurtdışı yapımcılığını Universal Müzik üstlenecektir. Bu albümde dünyaca ünlü biri ile düet yapacağı öğrenilmiştir. Önce bu düeti single olarak çıkartıp daha sonra da albüm çıkartmayı planlamaktadır.

Albümler

Kaynakça

İç bağlantı

YADA - Mustafa Sandal’ın müzik şirketi

Devamı Var (albüm)

Mustafa Sandal’ın 13 Haziran 2007′de çıkardığı Devamı Var adlı yeni albümünün aranjörlüğünü Özgür Yedievli, Erhan Bayrak, İskender Paydaş, Sinan Akçil, Tolga Kılıç’tan oluşan 5 kişilik ekip yapmıştır. Şarkılardan 12 şarkının 4′ ünün hem söz hemde müziklerine imza atan Musti, ayrıca Lübnan’dan aldığı bir şarkıyla albümün ismini taşıyan Devamı Var’a ve Dayan isimli şarkıyaSinan Akçıl’la birlikte söz yazmıştır. Albümde İzel, Burcu Güneş, Ufuk Yıldırım gibi sanatçı arkadaşlarıda vokallerde yer aldı.

Albümün Çıkış şarkısı ‘İndir’ önce dedesi ve eski TRT sanatçısı Ritim ustası Hüseyin İleri ile oynadığı Muhabbet Kart reklamlarında tanıtılıp ardından Ömer Faruk Sorak tarafından klip çekilmiştir. Bir inşaat şantiyesinde çekilen klipte Musti’ye çeşitli ülkelerden seçilen dansçılarda eşlik etmiştir. 2. klip Melek Yüzlüm şarkısına çekmekte karar kılındı. Klibte bir hayranıyla oynayacağı açıklandı.

Avrupa ve Türkiye’de aynı yıl piyasaya çıkacak olan albümün Türkiye’deki yapımcılığını Seyhan Müzik üstlenmiştir. Ekim ayında çıkacak olan yurtdışı yapımcılığını ise Universal Müzik üstlenmiştir. Avrupa’da çıkacak bu albümünde yine dünyaca ünlü biri ile düet yapacağı öğrenilmiştir. Önce bu düeti single olarak çıkartıp daha sonra Devamı Var albümünü yurtdışında çıkartmayı planlanlanmaktır.

Mustafa Sandal, yeni albümü için şunları söylemiştir: ‘Bu albüm için hayatımın albümü diyebilirim. Şarkılara çok güveniyorum. İddialı konuşmayı sevmem ama şarkılarım yaza damgasını vuracak, herkesin diline yerleşecek. Çok çalıştık, bir yıl boyunca hemen her gece stüdyoda sabahladık. Hepsi kendi alanında uzman kişilerle çalıştım. Konser vermeyi, hayranlarımla olmayı çok özledim’

F-14

F-14 Tomcat, 1970 yılında Grumman Aerospace tarafından üretilen değişken geometrili kanat yapısına sahip avcı uçağı. Uçak çift motorludur ve iki pilot vardır. A, B ve D versiyonları vardır. Rus muadili Su-27′dir.

F-14, Amerika Birleşik Devletleri ve İran tarafından kullanılmıştır. AWG-9 silah kontrol sistemi sayesinde AIM-54 Phoenix füzesini aynı anda 6 farklı hedefe gönderebilir. Orta menzilli hava çatışma görevlerinde AIM-7 Sparrow füzelerini ve it dalaşı için AIM-9 Sidewinder füzeleri ile 20 mm lik top kullanabilmektedir. F-14 ün değişken geometrili kanatları ona sabit kanatlı uçaklarla sağlanamayacak bir avantaj kazandırmaktadır.F-14 hızlandıkça kanatları otomatik olarak geriye çekilir. F-14 Tomcat donanmadaki Phantom ların yerini almıştır. Uçak gemilerinde ilk hat saldırı ve gemiyi savunma görevlerini üstlenmektedir. Yüksek hava muharebe yeteneklerine rağmen Tomcat orta menzil saldırı uçağı durumuna da getirilmiştir. UNS/GPS sistemleri ile JDAM ın entegrasyonu uçağı aynı zamanda çok iyi bir saldırı uçağı da yapmıştır.Yapılan yenilemelerde çok amaçlı göstergeler(MFD), baş üstü göstergesi (HUD) ve HOTAS da vardır.Tüm bunlarla uçağın hizmet süresi 2010 yılına kadar uzatılmıştır. Ancak son alınan kararla F14 ve AIM-54 Phoenix]] füzesi hizmet dışı edilmiştir.

F14′LER Soğuk Savaşta vurucu güç olan Amerikan uçak gemilerine olası Rus hava saldırısında 200+km den yani Rus uçakları hedefe kitlenmeden vurulmasını sağlamak için üretilmiştir.Kullandıklar iki adet jet türbini afterburner tipi jet türbinidir. motorun büyük bir bölümü Afterburner için egzos kısmından oluşur. Afterburnde iken motor yüzde 180 güç üretmesine rağmen yakıt tüketimini 4 kat artmaktadır. Bu yüzdendirki motorları çabuk eskimektedir. Egzos kısmının genişliği daha fazla sıcağa dayanıklı metaryel gereksinimini artırmaktadır.

  • Top: 1× M61 Vulcan 20 mm
  • Havadan Havaya Muharebe Füzeleri AAM
    • AIM-54 Phoenix
    • AIM-7 Sparrow
    • AIM-9 Sidewinder
  • Yükleme Konfigürasyons:
    • 2× AIM-9 + 6× AIM-54
    • 2× AIM-9 + 2× AIM-54 + 3× AIM-7
    • 2× AIM-9 + 4× AIM-54 + 2× AIM-7
    • 2× AIM-9 + 6× AIM-7
    • 4× AIM-9 + 4× AIM-54
    • 4× AIM-9 + 4× AIM-7
  • Bombalar:
    • GBU-10
    • GBU-12
    • GBU-16,
    • GBU-24
    • GBU-24E Paveway I/II/III LGB
    • GBU-31
    • GBU-38
    • JDAM
    • MK-20 Rockeye II
    • MK-82
    • MK-83
    • MK-84

Notlar

Kâfir

Kâfir, (Arapça: كافر - kāfir, çoğulu: كفّار - kuffār, kadın için kâfire kullanılır, çoğulu: kevâfirKılavuz, Ahmed Saim. İman-Küfür Sınırı. s.70. Belirtilen özgün kaynak: İbn Manzûr. Lisânü’l-Arab. c: V. s.145 vdd.) İslam dininde küfür işlemiş kişiye verilen isim. İslam dairesi içerisinde kabul edilmeyen kâfir bu sebeple Müslüman olarak nitelendirilemez; böylece kâfirin İslam ilimlerinde, dinî sosyal ve hukukî hususlarda yeri Müslümandan farklıdır.

Kâfir, İslam inancında Müslüman kabul edilmez. Aslında kelime, gizlemek, saklamak anlamlarına gelen (ك ف ر) kökünden gelir. Sözlük anlamıyla, tohumları toprağın altına gizlemesi sebebiyle çiftçi için de kullanılmıştırHadid Suresi, 20. ayet. Türkçe meâli.. Müslüman olmayanlara bu ismin verilmesi “İslam inancının getirdiği gerçekleri gizleme”leri sebebiyledir. Nitekim kâfir, küfür işleyendir ve küfür İslam amentüsünü oluşturan ve İslam itikadının temeli sayılan (zaman zaman imanın altı şartı olarak da anılan) kaidelerden birini çiğnemek, kabul etmemek veya inanmamak anlamındadır.

Bir insanın kâfir olması, Müslümanların onunla ilişkileri açısından bazı sonuçlar doğurur. Mesela, İslam hukukuna göre, bir Müslüman ile bir kafir birbirlerine mirasçı olamazlar. Müslüman kadınlar kafir erkeklerle evlenemezler.

Kâfir tanımı ve çeşitli tanımlar

Kâfir terimi birçok farklı tartışmaya sebep olmuştur. Bunların başlıca sebebi imanın farklı mezheplerce farklı şekilde tarif edilmiş olmasıdır. Bu sebeple Mümin ile kâfir tanımları çeşitlilik gösterir. Ehl-i Sünnet’in çoğunluğunun bağlı bulunduğu Eş’ari ve Matûrîdî mezheplerinde iman özde kalbin tasdiki olarak kabul edilir. Buradan hareketle bu mezhepler, kalben tasdik edilmesi gerekilen itikadî şartları tasdik etmeyen, yani bunları bütünüyle veya kısmen reddeden kişiyi kâfir olarak tarif etmişlerdirKılavuz, Ahmed Saim. a.g.e. s.70.. Bununla birlikte bu mezhepler içerisinde de ayrıntılarda çeşitlilik, farklılık gözlemlenebilir.

Kalbin tasdikinin yanı sıra dilin ikrarını yani imanını diliyle belirtmeyi de içeren iman tariflerine göre bu her iki şarttan birini yerine getirmeyen kişi kâfir olarak tarif edilir. Yani eğer dili ile kabul eder kalbi ile tasdik etmezse veya tersi şekilde dili ile inkâr eder kalbi ile tasdik ederse kâfir olurKılavuz, Ahmed Saim. s.71-72.. Ameli de imanın bir parçası sayan tariflerde ise iman üç bölümden oluştuğu için bu üç bölümden birinin terki küfre yol açar ve kişi kâfir olurKılavuz, Ahmed Saim. s.72.. Bununla birlikte bu iman tarifini kabul eden Selefiler kalp ile tasdik, dil ile ikrar etmesine rağmen, ibadeti red değil de tembellik sebebiyle terk eden kişinin kâfir olmayacağı kanaatindedirKılavuz, Ahmed Saim. s.72.. Küfür konusundaki görüşlerin en katısı Hâricilerindir ve bu gruba göre herhangi bir ibadetin - nafile ibadetler dahil - terki küfürdür ve dolayısıyla fail kâfirdirKılavuz, Ahmed Saim. s.72.

Ayrıca kâfir teriminin kullanılabileceği gruplar - bireyler - da tartışma konusu olmuştur. Örneğin Hristiyan ve Musevilerin Ehl-i Kitab olmalarına rağmen kâfir olarak adlandırılıp adlandırılamayacağı tartışma konusu olmuştur. Küfür olan eylemlerin çeşitliliği sebebiyle küfür de farklı çeşitlere ayrılmıştır ve farklı fakihler farklı küfür tiplerinin işleyen farkli kâfirlere dair farklı kararlar ve görüşler ortaya sunmuştur.

Kroket

Kroket, ilk kez 18. yüzyılda Fransa’da oynanan ve 1850’lerde İngiltere’de yaygınlaşan bir açık hava oyunudur.

Genel Bakış

İkişer kişilik iki takım ya da iki kişi arasında, dört tahta topa uzun saplı tokmaklarla vurularak oynanır. Mavi ve siyah toplar bir takımın, kırmızı ve sarı toplar rakip takımındır.

Oyun Alanı

32 metre uzunluğunda ve 26 metre genişliğinde olan çim kaplı kortta 6 küçük kale ve 1 kazık vardır. Bunun yarısı büyüklüğündeki kortlarda da oynanabilir.

Nasıl Oynanır?

Kortun iki ucundaki başlangıç çizgilerinden yapılan vuruşlarla toplar sırayla oyuna sokulur. Amaç topları belirli bir sırayla kalelerden geçirdikten sonra kazığa çarptırmaktır.
Sırası gelen oyuncu bir vuruş yapar. Eğer bu vuruşla topu bir kaleden geçirirse, bir vuruş hakkı kazanır. Vurulan topun başka bir topa çarptırılmasına roket denir.
Roket yapan oyuncu iki vuruş hakkı daha kazanır. Bu haklardan ilkinde topunu daha önce vurmuş olduğu topun yanına koyar ve her iki topu birden hareket ettirecek biçimde vuruşunu yapar. Usta bir oyuncu bu vuruşla her iki topuda istediği yönlere gönderebilir. Bir oyuncu topunu öbür toplara vurdurarak ve kalelerden arka arkaya geçirerek kazandığı vuruşlarla rakiplerine sıra vermeden birçok sayı kazanabileceği gibi, topu bütün kalelerden geçirmeyi de başarabilir.
Her iki topuda sırayla bütün kalelerden geçiren ve sonunda ortadaki kazığa çarptıran takım oyunu kazanır. Topu altı kaleden sırayla geçirdikten sonra kazığa atmadan önce bütün kalelerden bir de ters yönde geçirmek gereklidir.

Eyüp Sultan Camii

Eyüp Sultan Camii, İstanbul’da Eyüp semtinde Haliç kıyısında bulunan cami. Cami olmasının ötesinde kutsal bir ziyaret yeridir.

Cami

Eyüp Sultan Camii dikdörtgen planda, mihrabı çıkıntılıdır. Merkez kubbe altı sütun ve iki filayağına müstenit kemerlere yaslanır, etrafında yarım kubbe, ortasında Eyüp Sultan türbesi, sandukasının ayak ucunda bir pınar, avlu ortasında asırlık bir çınar bulunmaktadır.

1458′den sonra çeşitli defalar tamir gören caminin minarelerinin boyu önceleri kısaydı, 1733′de yeni uzun minareler yapıldı. 1823′de deniz tarafındaki minare, yıldırımla hasar gördügü için yeniden inşa edildi.

Cümle kapısı önündeki Sinan Paşa kasrı 1798′de yıktırılmıştır. Yerinde ulu bir çınar ağacı gölgesinde etrafı parmaklıklı bir set ve çimen sofa vardır. Parmaklığın dört köşesinde döört çeşmecik bulunur. Bunlara hacat çeşmeleri, kısmet çeşmeleri denir. Tamir edildikten sonra camiyi açıp namaz kılan Sultan III. Selim Mevlevi olduğu için parmaklıkların üzerinde mevlevi sikkeleri vardır.

Dış avlunun caddeye açılan iki kapısı vardır. İç avlu 12 sütuna müstenit 13 kubbelidir.Avlunun ortası şadırvandır. Türbe tek kubbeli, 8 köşelidir. Türbe methalinde nakşı kademi saadet, sağında sebil bulunur.

Mihrab eyvandır, minber mermerdir. Mihrab tarafı hariç üç tarafı galerilidir. Son cemaat yeri önünde 6 sütunlu ve 7 kubbeli bir revak vardır. Mermer cümle kapısı üzerinde 9 sıralık kitabenin ilk sırası:

Zehi münkadı emri gerdgar zılli Rabbani

Serefrazı cihandaranı asrın şahı devranı

Menarı nurfeşan sultan selim hanı bülend ikbal

Bilin gülbank dahi iyledi pür cümle azani.

Bu kadar çok kabir, türbe, lahit başka bir camide iç içe geçmemiştir. Serviler ve mezarlıklar cami çevresini uhrevi bir mekan yapar. Necip Fazıl, Fevzi Çakmak, Ferhat Paşa, Mehmet Paşa, Siyavuş Paşa, Beşir Fuad, Ahmet Haşim, Ziya Osman Saba, Sokullu Mehmet Paşa burada yatmaktadır.

Fatih’ten sonra asırlarca padişahlar Eyüp Sultan Camii’nde kılıç kuşanmışlardır. Bunu Fatih başlatmış, ilk kılıcı Fatih’e Akşemseddin kuşatmıştır. Padişahlar Sinan Paşa Köşkü’nden kayıkla Bostan iskelesine gelir, camide iki rekat namaz kılar, şeyhülislam kılıcı kuşatırdı.

Camiin dış avlusunda sebil bulunmaktadır. Üç pencerelidir. Bayramlarda ve özel günlerde şerbet dağıtıldığı için şerbethane denilmiştir.

Eyüp Sultan Türbesi

Türbe, camiin kuzeyinde, iç avlunun önündedir. Fatih Sultan mehmed tarafından 1454-55 tarihinde yaptırılmıştır. Rivayete göre iç avludaki çınarın bulunduğu yer Ebu Eyüp’ün gasledildiği yerdir. Türbe 8 köşeli, tek kubbelidir, kesme taştan yapılmıştır. cephe yüzlerine oturtulmuş olup, kasnağı yoktur. Pencere söveleri mermerdir. Kapı cephesi hariç diğerleri altta ve üstte iki pencerelidir.Kemerli kapı mermerdir, üzerinde Allah, Muhammed, kelime-i tevhid hakedilmiştir.

Türbe içi çinilerle kaplıdır. Üzerinde celi yazılar baştan başa dolaşır. Kubbe kalem işlemeleriyle süslüdür. Kubbe ortasında Ali imran suresi 193. ayeti yazılıdır.

Türbenin ortasında etrafı gümüş şebekeli bir parmaklık içinde Halid b. Zeyd ebu Eyyüb el-Ensari’nin sandukası vardır. Üzerinde siyah atlas üzerine sarı simli kisvei şerif örtülüdür. Yazıları Mustafa Rakım Efendi yazmıştır. Kisveyi bağlayan sırma kuşak üzerindeki celi hatları Sultan II. Mahmud yazmıştır.

Türbenin içinde, sandukanın ayakucunda bir kuyu bulunmaktadır. I.Ahmed ihya etmiştir. Rivayetlerde bu kuyunun ayazma olarak şifa kuyusu olduğu yazılıdır. Sandukanın üzerindeki dairevi kandillikte 36 adet buhurdan ve zemzemiye vardır. Türbenin duvarlarındaki yazılar I.Ahmed, III. Mustafa, III. Selim, II. mahmud, Abdulaziz, Hattat Osman, Ahmed Razi, Yesarizade Mustafa İzzet, Mahmud Celaleddin Efendi’ye aittir. Türbedeki sancakı şerif ve dört büyük şamdan Topkapı Müzesi’nde korumaya alınmıştır.

Türbe kapılarını tahtadan tunca çeviren I.Abdülhamit’tir. Türbenin önünde medhal vardır. Türbenin sağ tarafında kadınlar mescidi bulunur ki burada Adile Sultan itikafa girmiştir. İç avludan türbe medhaline bir hacet penceresi açılır. Hacet penceresinin iç kısmında şu hadisi şerif yazılıdır: “Devemi kendi haline bırakınız. Zira o kendine düşen görevi yapmaya memur edilmiştir. O da gitti, Ebu Eyyub’un kapısı önüne çöktü.”

İmaret

Eyüp Camii civarında Fatih Sultan Mehmed’in yaptırdığı imarette günde iki kere yemek pişirilirdi. Normal günlerde pirinçli, buğdaylı yemek çıkarken Ramazan ayında etli yemek dağıtılırdı. Özel günlerde, cuma ve kandillerde, zerde ve zerbaç, pilav çıkarılıp yoksullara verilirdi.

Eyüp el-Ensari

Emeviler zamanında İstanbul kuşatmasına (671) katılan ve burada şehit olan Eyüb el-Ensari Hazretlerinin kabrini Akşemseddin rüyasında gördü ve Fatih Sultan Mehmed’e bildirdi. 1458′de Fatih burada bir türbe ve cami yaptırdı. 1800′de cami yeniden inşa edildi. Kubbe yazıları Hamit Aytaç’ındır. Medresesi yok olmuş, ziyaret aşırılığı sebebiyle külliyedeki tahribat tamir edilmemiştir.

Eyüp Sultan, Mekke’ye giderek Akabe’de ilk Müslüman olan sahabilerdendir. Alemdarı Nebi, Mihmandarı Resulullah diye anılır. Bedir, Uhud ve Hendek savaşlarına katılmış, İstanbul kuşatmasında şehit düşmüştür.

Evliya Çelebi’ye göre: “İlahi arif, Hazreti Eba Eyüb ensari, peygamberin sahabesinden hadis rivayet edenlerdendir. Kendisi ensardandır. Hazreti Peygamber Mekke’den medine’ye hicret ettikleri zaman Cibrili Emin peygamberin devesinin yularından tutup çeke çeke cömert Eba eyübün evinin önünde çöktürmüştür.

Bu işaret üzerine Muhammed peygamber Eba Eyüb’ün evinden başka bir yere misafir olmamıştır. Hala, peygamberin mübarek mezarı bu Eba Eyüb Ensari hazretlerinin evinin yerindedir ki, peygamberin candan sevdiği dostudur ki o peygamaberden birçok hadisler nakl ve rivayet eder.”

Evliya Çelebi’nin anlattığına göre Eba Eyüb iki kere Konstantiniye seferi yaptı. İkincisinde Galata’yı fethetti, istanbul’u da fethetmek üzere iken barış yaptı, Ayasofya’da namaz kılıp Eğrikapı’dan çıkarken kafirler bunları şehit etti. Bir rivayete göre ise ishalden vefat etti.

1453′de Fatih Sultan Mehmed istanbul’u fethederken Akşemseddin hazretleri bir yer bulup orayı kazdırınca bir dört köşe yeşil somaki mermer göründü. Üzerinde haza kabri Eba Eyyubi Ensari, bu Eba Eyyüb’ün mezarıdır, yazılıydı. Taşı kaldırdılar. İçinde Eba Eyyüb’ün vücudu safran ile boyanmış kefen içinde terü taze ve sağ ellerinde tunç mühür vardı. Burada nurlu türbesini yaptılar. Bu çevrede 33 sahabi yatmaktadır.

Evliya Çelebi ve Eyüp

Evliya Çelebi’nin Eyüp anlatımı: “Eyüp şehri, İstanbul’un batı tarafındadır. İstanbul’a denizden dokuz mil ve karadan iki saattir. Ama yine istanbul’a bitişik olup arasında asla boş arazi yoktur. Baştanbaşa mamurdur. Fakat başka hükümettir. Fatih kanununa göre beşyüz akça mevleviyettir.

..karşı tarafı deniz karşısında Sütlüce kasabasıdır. Arası bir ok atımı yerdir.

Eyüb Sultan Camii: Bu, Fatih Sultan Mehmed Han’ın yapısıdır ki sevabını Eba Eyüb’e hediye eylemiştir. Deniz kıyısına yakın ensari yerinde düz bir yerde yapılmıştır. Bir kubbelidir. Mihrab tarafında yarım kubbesi daha vardır. Lakin o kadar yüksek değildir. Camiin içinde sütun yoktur. Orta kubbe etrafında sağlam kemerler vardır. Mihrabı ve minberi sanatlı değildir. Hünkar mahfili sağ taraftadır. İki kapılıdır. Biri sağ tarafta yan kapısı, diğeri kıble kapısıdır. Kıble kapısı üzerinde bir mermer üzerinde celi yazı ile şu tarih yazılmıştır: hamden lillah beyti mamur oldu bu. Sağ ve solda iki minaresi vardır. Avlusunun üç tarafı odalarla süslüdür. Ortasında cemaat maksuresi vardır. Bu maksure ile Eba Eyüp mezarı arasında göklere baş uzatmış iki çınar vardır ki, cemaat, gölgesinde ibadet ederler. Bu avlunun da iki kapısı vardır. Batı kapısının dışında büyük bir avlu daha vardır. İçinde dut ve diğer ağaçlarla yedi tane büyük çınar vardır. Bu avvlunun iki tarafında abdest muslukları vardır. Bu camiden başka şehir içinde seksen kadar mescid vardır ki dördü Mimar Sinan yapısıdır.”

Eyüp Sultan Resimleri bulabileceğiniz sayfa : http://www.alibeykoy.net